Sinan BAŞAK

Tarih: 01.05.2017 09:02

Kurulan Köprüler ve Değişim

Facebook Twitter Linked-in

Aradan uzun süre geçti yazmayalı. Bu arada çok köprüler kuruldu, altından çok sular aktı.

 

Birçokların da dünya, bölge ve Türkiye hususlarında siyasi, kültürel ve sosyal konulara getirilen izah ve çözümlemelerde birliktelikler terk edildi,  bireysel düşünceler makbul hale geldi.

 

Devlet içinde örgütlenen yapılar, gerek siyasi ve gerekse bürokraside ele geçirme veya mevziyi! Terk etmeme düşüncesiyle “adeta” ayrıştı.

 

Türkiye’deki değişimi içselleştirip mevzisini buna göre alanlar, kuranlar olduğu gibi, eskiyi -1923 sonrasını-kutsayıp ideolojik takıntılarla değişimin zararlarından dem vurarak irticai duruş sergileyenlerde oldu.

 

Aynı inanç etrafında ilmek ilmek toplum tabanını dokuyan kesimler  bile belli konularda ayrıştı. Sabiteleri değişenler oldu. Konjonktür denen illet en sağduyulu kesimleri dahi mevzi değişikliğine sürükledi.

 

Milletimizin tarihi düşmanlarının argümanları millet evlatlarının vurulmasında adeta nişangah yapıldı.

 

Türkiye, batılı değerler üzerine kurulu Kemalist sistemin hegemonik yapısını kırıp millete ve değerlere dayalı bir sisteme geçişi başarmak için, içeriden ve dışarıdan gelen baskıları göğüslemiş iç muhalefetin acımasız ve akıl almaz muhalefetine, terörizme, 15 Temmuz darbesine rağmen bunu başarmıştır.

 

Aslında ülke içinde cereyan eden varlık yokluk ve beka davasında gösterilen mücadelenin aynısı, Türkiye ve öteki dünya arasında da cereyan ediyor. Batı medeniyetinin teknolojik ve konvansiyonel üstünlüğüne rağmen, Türkiye, köklü medeniyetine tutunmaktan başka çaresi kalmadığını görerek batının 100 yıllık planlarını boşa çıkarmanın mücadelesine girişti. Fakat Türkiye’de mevziler o denli ele geçirilmişti ki, nereye el atsanız içeriden batılı değerleri kutsayıp onlarla birlikte hareket etmeyi vatanseverlik kabul eden kişi ve gruplarla karşılaşılıyordu.

 

Batı, Türkiye’de kurduğu networku bildiği için, iktidarının ilk yıllarda desteklediği ve hatta BOP başkanı olmasında mahsur göremediği Akparti ve devlet adamlarının bir kısmının 2006, diğer bir kısmının ise Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olarak seçilmesinden sonra değiştiğini görünce gizli hücrelerinin faaliyetlerini hızlandırdı.  Devlet adamlarımızdan bir kısmının kölelik düzeninin ancak kendi devletlerini bağımsız hale getirmekle mümkün olacağını görmeleri yakın bir dönemde vuku bulmuştur. Bu milli duruşun ortaya çıkması üzerine siyasilere özellikle de Erdoğan ve ekip arkadaşlarına karşı dışarıdan başlayan içeriye de sirayet ettirilen bir medeniyet savaşı başladı. Bu arada Milletin evlatları siyasette, bürokraside devletin güçlü varlığını hmiş, görmüş ve bilmişti. Bu bir başlangıçtı. Bu hamle bazı İslam ülkelerinde de sıçramış, farklı boyutlarda olsa da bu sıçramanın ani gelişmesi karşısında ilk önce şaşkınlık geçiren batı, hamleyi durdurmanın yollarını hücrelere yerleştirdiği işbirlikçiler eliyle durdurmak için darbeler, işgaller başta olmak üzere her yolu denedi, deniyor.

 

Türkiye ve ümmet, demokrasinin, devletlerinin bağımsızlığının sona ermesinde vasıta edildiğini 15 Temmuz darbe girişiminde, Mısır ve Libya da ise darbe ve işgallerle öğrenerek, batılı değerlerle süslü demokrasinin fazilet olmadığını aksine haçlı seferlerinin öncü kuvvetleri olarak kullanıldığını gördü. Batı kurduğu networkun dağıldığını görecek Allah'ın izniyle

- - - -


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —