Kenan GÜL

Tarih: 02.02.2026 09:14

İran’da Görünenin Ardındaki Gerçek Bu Bir İstihbarat ve Vesayet Savaşıdır

Facebook Twitter Linked-in

İran’da yaşananları hâlâ “iç siyaset”, “reformcu muhafazakâr çekişmesi” ya da basit bir iktidar mücadelesi olarak okuyanlar büyük resmi ıskalıyor. Oysa Tahran’da yaşanan süreç, sandıkla sınırlı bir rekabet değil; iktidarın kim tarafından, hangi vesayet ilişkileriyle kontrol edileceğine dair çok katmanlı bir mücadeledir.
Kur’an bu tür durumları açıkça tarif eder:
“Onlar tuzak kurarlar; Allah da tuzak kurar. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.”
(Enfâl, 30)
Bugün İran’da olan biten tam olarak budur görünürde siyaset, gerçekte derin bir güç ve istihbarat savaşı.
Pezeşkiyan ve Bozulan Statüko
Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın göreve gelişi, İran’daki yerleşik güç dengelerini sarstı. Pezeşkiyan’ı sıradan bir “reformcu” olarak okumak yanıltıcıdır. Asıl mesele, yıllardır dokunulmaz kabul edilen alanlara temas etmesidir.
Bu tür dönemler için Kur’an’da şu uyarı vardır
“Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur.”
(Hûd, 113)
Vesayet düzenleri, en çok bu ayeti hatırlatan figürlerden rahatsız olur. Çünkü mesele koltuk değil; hesap verilebilirliktir.
Pehlevi Kartı ve Dışarıdan Dizayn Çabası
Pehlevi isminin zaman zaman gündeme taşınması, bir “nostalji” değil; kontrol edilebilir bir figür arayışıdır. İran halkının tarihsel hafızası bu isme mesafelidir. Bu nedenle süreç açıktan değil, örtülü biçimde yürütülmektedir.
Kur’an bu yöntemi şöyle tanımlar
“Onlar inanmış gibi yaparlar ama aslında aldatmak isterler. Oysa sadece kendilerini aldatırlar.”
(Bakara, 9)
Buradaki hedef özgürlük değil; itaat eden bir yapı üretmektir.
ABD İran Gerilimi ve Gücün Sınırı
“ABD neden İran’a saldıramıyor?” sorusu askeri olduğu kadar ahlaki ve siyasi bir sorudur. Güç vardır; fakat meşruiyet zayıflamıştır.
Kur’an bu tür güç sarhoşluklarına karşı net bir ölçü koyar:
“Nice az topluluk, Allah’ın izniyle çok topluluğa galip gelmiştir.”
(Bakara, 249)
İran’ın caydırıcılığı yalnızca silah gücünden değil; toplumsal dirençten ve bölgesel denge ağlarından beslenmektedir.
Vekil Yapılar ve Çok Katmanlı Caydırıcılık
Bölgedeki vekil yapılar, klasik savaş doktrinlerini boşa düşürmektedir. Bu tablo, Hz. Peygamber’in şu uyarısını hatırlatır
“Mümin aynı delikten iki defa sokulmaz.”
(Buhârî, Edeb 83; Müslim, Zühd 63)
Afganistan, Irak ve Suriye tecrübelerinden sonra aynı hatayı İran’da tekrarlamak, yalnızca askeri değil, stratejik bir körlüktür.
ABD’nin Asıl Kaybı Güven
Afganistan’dan çekilme, Gazze’deki çifte standart ve PKK/YPG üzerinden yürütülen mühendislik girişimleri, ABD’nin müttefiklik iddiasını zayıflatmıştır.
Kur’an bu durumu şöyle tarif eder:
“Verdikleri sözü her bozuşlarında, içlerinden bir grup doğru yoldan sapmıştır.”
(Bakara, 100)
SDG örneğinde çöken sadece bir yapı değil; “dışarıdan devlet inşa edilebilir” zannıdır.
Türkiye Faktörü ve Dengenin Adı
Türkiye’nin bu denklemdeki pozisyonu, kaba güçten ziyade denge üretme kabiliyeti üzerinden şekillenmektedir. Suriye sahasında ortaya çıkan tablo, doğrudan işgal olmadan da güvenlik ve düzen üretilebileceğini göstermiştir.
Kur’an bu ilkeye işaret eder:
“Biz sizi vasat (denge sahibi) bir ümmet kıldık.”
(Bakara, 143)
Bu yüzden artık bölgede hiçbir plan, Türkiye yok sayılarak kurulamaz.
Bu Bir Kimlik Değil, Kontrol Savaşıdır
İran’da yaşananları ne Pehlevi’ye ne mollalara ne de tek başına ABD veya İsrail’e indirgemek yeterlidir. Asıl soru şudur:
İran’ı kim, hangi araçlarla ve kimin adına yönetecek?
Bu savaş sandıkta değil; istihbarat masalarında, güç merkezlerinde ve sabırla kurulan dengelerde kazanılacaktır.
Kur’an’ın temel uyarısı burada yol göstericidir:
“Allah bir toplumu, onlar kendilerini değiştirmedikçe değiştirmez.”
(Ra’d, 11)
Tarih şunu açıkça gösteriyor:
Hiçbir güç sonsuz değildir. Roma da değildi, Bizans da, Osmanlı da… Bugün yaşananlar, çok kutuplu dünyanın sancılı doğumudur.
Toz duman dağıldığında, bugün tesadüf sanılan pek çok gelişmenin aslında önceden kurgulanmış hamleler olduğu daha net görülecektir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —