Kenan GÜL

Tarih: 04.03.2026 06:18

Hilafet Yeniden Payitahtta Düştüğü Yerden Kalkışın Vakti

Facebook Twitter Linked-in

Hilafetin Düştüğü Yer Sistem Düştüğü Yerden Kalkmak Zorundadır
​Dünya sahnesinde bugün izlediğimiz manzara, sıradan bir savaşın ötesinde, yüzyıllık bir illüzyonun iflasıdır. İsrail’in "kuralsız savaşacağız" beyanıyla başlayan katliamlar silsilesi; kadını, çocuğu ve sivili hedef alırken bize bir gerçeği fısıldıyor Uluslararası hukuk dediğimiz kavram, aslında güçlülerin zayıflara giydirdiği bir deli gömleğinden ibarettir.
​Hukuk mu, Güçlünün İradesi mi?
​Uluslararası sistemde "Hak" kavramı, ne yazık ki adaletten değil, namlunun ucundan neşet ediyor. Amerikalıların o meşhur doktrininde ifade edildiği gibi: "Might makes right" (Güç, hak doğurur).
​2003’te Irak işgal edilirken hukuk neredeydi? Rusya Kırım’ı, ardından Ukrayna’yı pençesine alırken o kağıt üzerindeki maddeler kimleri korudu? Ege’de mülteci botları batırılırken liberal değerler hangi denizde boğuldu? Bugün Batı dünyasında alkışlanan, aslında hukuk değil, hegemonyadır. Kendi sınırları içerisinde "milli olmayan" hiçbir sese nefes aldırmayan yapılar; konu biz olunca demokrasi ve cumhuriyet makyajıyla anti-milli muhalefetler devşiriyorlar.
​Cumhuriyet ve Demokrasi İllüzyonu
​ABD Başkanı Trump’ın "Ben kralım" çıkışı veya seçim döneminde kullandığı "Ben Papa seçilmedim" ifadesi, aslında sistemin kodlarını ele veriyor. Kendi içlerinde krallıklarla, başkanlıklarla ve sarsılmaz milli yapılarla yönetilenler; bizim gibi ülkelere "özgürlük" adı altında devletin elini kolunu bağlayan modelleri dayatıyorlar.
​Birleşmiş Milletler’de 70 ülkenin ortak kararını tek bir veto ile çöpe atan bir sistemde, hangi demokrasiden bahsedilebilir? Bu rejimlerin bize pazarlanma biçimi, maalesef bu ülkenin en büyük prangası haline gelmiştir. Kendi ülkelerinde "devlete ihanetin" cezası en ağır şekilde kesilirken, bizde hukukun arkasına sığınılarak yapılan her türlü faaliyet "hak" olarak sunuluyor.
​Düştüğümüz Yerden Kalkma Vakti Payitahtın İradesi
​İran-Amerika gerilimi ve bölgedeki yangın göstermiştir ki; İslam dünyası başsız, pusulasız ve lidersiz bırakılmıştır. Trump "Ben kralım" diyebiliyorken,  Öyleyse Erdoğan’da kendisini İslam dünyasının hamisi ve halifesi ilan etmek zorunda 
​Artık gerçekle yüzleşme vaktidir Recep Tayyip Erdoğan, bugün Osmanlı İmparatorluğu’nun Ortadoğu’daki asıl varisidir. Tarihin omuzlarına yüklediği bu miras, sadece bir onur değil, bir sorumluluktur. 12.000 kilometre uzaklıktan gelip coğrafyamızı kan gölüne çeviren ABD ve türevlerine bu topraklarda yaşam hakkı tanınmamalıdır.
​Dirilişin Adresi İstanbul’dur
​Fransa’nın Afrika’daki sömürüsü, Rusya’nın Türk yurtlarındaki baskısı ve Çin’in Doğu Türkistan’daki zulmü karşısında bizi "insan hakları" nakaratıyla susturanlar, aslında yumruğumuzu sıkmamızı engellemek istiyorlar. Ancak sistem, ancak düştüğü yerden, yani gerçek kimliğinden doğrulduğunda yeniden dengeye kavuşacaktır.
​Bu nedenle, Türkiye bir karar vermelidir. Hilafetin düştüğü yer olan Payitaht yani İstanbul yeniden tüm İslam coğrafyasının kalbi ve yönetim merkezi haline gelmelidir. Erdoğan, Osmanlı’dan tevarüs eden bu kutlu emaneti, yani Hilafeti en kısa sürede ilan ederek, paramparça edilmiş "devletçikleri" yeniden İstanbul’a bağlamalıdır.
​Mesele sadece bir isim değil, bir varoluş iradesidir. İslam dünyası, bir yumruk gibi birleşeceği liderine kavuşmadığı sürece, bu kuralsız dünyada ezilmeye mahkumdur. Kurtuluş, taklit edilen sistemlerde değil, düştüğümüz yerden asaletimizle ayağa kalkmaktadır. Selam ve dua ile..


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —