Bir şehrin varlığını sürdürebilmesi yalnızca ekonomik büyüme rakamlarına, gökdelenlere ya da turizmden gelen dövize bağlı değildir. Bir şehri ayakta tutan, onun manevi değerleridir. Ne yazık ki Van’da son yıllarda gördüğümüz tablo, bu değerlerin hızla aşındığını gösteriyor.
Artık düğünlerimiz birer ticari şova dönüşmüş durumda. Mahremiyet göz ardı edilerek “modernlik” adı altında teşhirci kıyafetler normalleştiriliyor. Erkeğin daha kapalı, kadının ise iç çamaşırını andıran kıyafetlerle dolaşması bir tercih değil; toplumsal yozlaşmanın en açık göstergesi haline geldi.
Bununla da sınırlı değil… Van sokaklarında, özellikle İranlıların gece yarılarına kadar alkol tüketmesi, taşkınlık yapması, mabetlere dahi saygısızlığa varan davranışlar sergilemesi artık tahammül sınırlarını aştı. Bu durum sadece bireysel bir ahlaksızlık değil, adeta toplumsal bir ifsada dönüşmüş halde. Sessiz kalmak, bu çürümeye ortak olmak demektir.
Kur’an ve Sünnet’in Uyarısı
Cenâb-ı Hak bizleri şöyle uyarıyor
“Zina’ya yaklaşmayın; çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.” (İsrâ, 17/32)
Bir başka ayette ise fesadın toplumsal sonucu hatırlatılır:
“Karada ve denizde fesad, insanların kendi elleriyle işledikleri yüzünden ortaya çıktı; Allah da onların yaptıklarının bir kısmını onlara tattırıyor ki belki dönerler.” (Rûm, 30/41)
Peygamber Efendimiz (s.a.v) de bu konuda buyuruyor
“Bir toplumda hayasızlık açıkça işlenir hale gelirse, orada taun (salgın hastalıklar) ve daha önce görülmemiş belalar yayılır.” (İbn Mâce, Fiten, 22)
Ve yine uyarıyor
“Haya imandandır. Haya olmayan yerde iman da yoktur.” (Buhârî, Îmân, 16)
Bugün Van’da yaşanan tablo, işte bu uyarıların acı bir şekilde gerçeğe dönüştüğünü göstermektedir.
Yöneticiler ve STK’ların Sorumluluğu
Şehrimizin yöneticileri, yalnızca ekonomik canlılık adına ahlaki değerlerin göz ardı edilmesine sessiz kalamaz. Şehri korumak sadece yolları, binaları yapmakla değil; maneviyatı muhafaza etmekle mümkündür. Eğer bu gidişe dur denilmezse yarın aile kurumu çökecek, gençlik zehirlenecek, Van kimliğini kaybedecektir.
STK’lara da büyük görev düşmektedir. Suskun kalmak, toplumsal çöküşe ortak olmaktır. Ekonomik kazanç uğruna manevi değerlerden taviz vermek, bir millet için en büyük iflastır.
Biz bu şehri sadece bugünün değil, yarının nesillerine de emanet ediyoruz. O halde Van’ın sokaklarını iffetsizlikten, düğünlerini ticari gösterişten, mabetlerini saygısızlıktan korumak hepimizin görevidir.
Allah Teâlâ’nın emri açıktır
“İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın.” (Mâide, 5/2)
Selam ve dua ile..