İrfan GÜLAÇAR


Teravihsiz Ramazan

Teravihsiz Ramazan


Bir salgın çıktı ve dünyayı adeta kontrol altına aldı. Herkes bir çırpınış, bir arayış içerisinde. Bu salgını kontrol altına almaya çalışıyorlar, bir derman arıyorlar. Ülkeler halklarını kontrol altında tutmaya, ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor.

Hoparlör dualarına âmin, demeden önce başta bu telkin ve talimat sahipleri olmak üzere hepimiz; “Acaba biz ne yaptık ki veya neleri yapmadık ki Allah (c.c) bu belayı bizlere musallat etti” diye bir nefis muhasebesi yapmamız gerek. Öyle değil mi? Belki de İslamiyet'in varoluşundan bugüne kadar ilk defa Teravihsiz bir Ramazan geçireceğiz. Bütün bunlar bana göre boşa değildir, elbette ki vardır bununda bir hikmeti. Biz günahkâr kullara düşen Allah'ın affına ve merhametine sığınarak boyun eğip beklemektir.

Ne şiddetli bir hüzün var bugün aramızda.

Biz ne yaptık ki, Allah (c.c) bizleri mescitlerden kovdu? Ne yaptık da Allah, bizleri kopardı ibadethanelerden?

Dün, Peygamber Mescidinin kapılarını kapattılar. Ne yaptık da Allah (c.c) bizi, Peygamber mescidinden kovdu

Gelin de aynada bir anlık kendi yüzlerimize bakalım!

Koronadan önce hak yiyen bizler değil miydik?

Biz değil miydik koronadan evvel bankalarda faiz için sıraya girip izdiham oluşturan! 

Fakat bugün ağlıyor, sızlanıyoruz mescitler kapatıldığı için. 

Ağlayıp, sızlanıyoruz. Çünkü Allah'ın evlerinin kapıları yüzlerimize kapanmıştır. Allah izin verirse bu korona bitecek. Sonra eski halimize geri döneceğiz. Şairin dediği gibi 'O'na dua ediyoruz denizin ortasında gemimizi karaya çıkarsın, diye. Karaya varınca da isyan ediyoruz.'
Rabbim Sonumuzu Hayreyle