Kenan GÜL


İlahi Adalete Dönüş Çağrısı

Bu gidişat hayra alamet değildir. Zinayı savunan çadırların kurulduğu bu karanlık tünelden çıkışın tek yolu özümüze dönmektir.


Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzleminden sokaktaki yozlaşmaya kadar uzanan derin bir sancının içerisindeyiz. Meydanlarda "Bu milletin %99’u Müslüman" diye gürleyen siyasetçilere, bir vatandaş olarak hakikati haykırma vaktidir Söylemde %99’u Müslüman olan bir toplumu, pratikte İslam’ın değerleriyle çatışan dış kaynaklı kanunlarla yönetmek, bu millete yapılabilecek en büyük hakarettir. Zira Rabbimiz buyurur "Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar kafirlerin zalim fasıkların ta kendileridir." (Mâide, 44.47)
İthal Kanunlar ve Manevi Genetik
Yüzyıllardır kökü bin yıllara dayanan, örf ve adetleriyle dünyaya nizam vermiş bir devletin evlatlarıyız. Ancak Medeni Kanun’un İsviçre’den, Ceza Hukuku’nun İtalya’dan ve  Fransadan ithal edilmesi, toplumun manevi genleriyle oynamıştır. Kendi değerlerimize yabancı bu sistemler, adaleti tesis etmek yerine; zinayı "sevgililik" adı altında meşrulaştırmış, aileyi sarsan yozlaşmaları "modernlik" diye yutturmuştur. Oysa adalet, beşeri heveslerle değil, ilahi ölçüyle kaimdir. Efendimiz (sav) şöyle buyurur: "Zulümden sakınınız. Çünkü zulüm, kıyamet gününde karanlıklardır." (Müslim).

Bugün siyaset sahnesinde; muhafazakar kimliğiyle bilinen isimlerin inancımıza aykırı figürleri barındıran filmleri övmesi, belediye başkanlarının sadakatsizliklerle gündeme gelmesi ve siyasi partilerin Lut kavminin kalıntıları olan sapkın oluşumları (LGBT vb.) savunması, toplumsal bir intihardır. Anadolu’nun saf ve temiz kadınlarının eline "Hepimiz ibneyiz" pankartlarını tutuşturmak, bu milletin haysiyetine saldırıdır. Kur'an bizi uyarır: "İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun." (Âl-i İmrân, 104). Eğer siyasiler kötülüğü meşrulaştırırsa, o toplumun felaketi yakındır.
Ekranlardaki Dehşet ve Toplumsal Helak
Televizyon kanalları birer "zina propagandası" merkezine dönüşmüş; milyonların önünde ihanetler alkışlanır olmuştur. Efendimiz (sav) uyarmıştır "Bir toplumda zina ve fuhuş açığa çıkıp yaygınlaşırsa, onlarda daha önce yaşamış geçmişlerinde görülmeyen bulaşıcı hastalıklar ve dertler yayılır." (İbn Mâce). Tarihte zina ve hayasızlıkla kirlenen kavimlerin sonu hüsran olmuştur. Allah’ın sabrı geniştir ama bu rezaletin yanımıza kalmayacağı mutlak bir gerçektir.
İktisat ve Ticaretteki Çürüme
Sadece ahlak değil, ticaret ve iktisadımız da beşeri sistemlerin pençesinde can çekişiyor. Faizle, sömürüyle ve kul hakkıyla harmanlanmış bir ekonomi, toplumu bereketsizliğe sürükler. Rabbimiz "Allah alışverişi helal, faizi haram kıldı" (Bakara, 275) buyururken; faiz sistemine dayalı, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bu düzen, toplumun temel dinamiklerine konulmuş bir dinamittir. Dürüst tüccarın kaybolduğu bir yerde, sosyal barıştan söz edilemez.
Milli Eğitim milli olmalı 
Çocuklarımız ilkokuldan itibaren sosyal medya zehrine açık yetişiyor; sonuçta deist, ateist veya şahıslara tapan bir nesil ortaya çıkıyor. Maneviyattan kopan insanın neye dönüşebileceğini bugün çocukları katleden vahşi küresel liderlerde görüyoruz. "Hepiniz çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz" (Buhari) hadis-i şerifi uyarınca; eğer biz evlatlarımıza sahip çıkmazsak, yarın aramızdan benzer canavarların çıkmayacağının garantisini kimse veremez.
Çözüm ise İlahi Hükümler Rehberimiz Olmalıdır
Hükümetlerin asli görevi sadece yollar yapmak değil, maneviyatı güvence altına almaktır.
Hukuki Reform şart Anayasa, Müslüman topluma yakışır şekilde İslam’ın evlilik, ticaret ve iktisadi hükümlerini esas alacak şekilde revize edilmelidir.
Taciz, hırsızlık ve uyuşturucu suçlarında "kısasta hayat vardır" düsturuyla, kamu vicdanını rahatlatacak yasalar gelmelidir.
STK’lar Görevini yapmalı İslami cemiyetler pasifliği bırakmalı; şehirlerde masalar kurarak milyonlarca imzayı hükümetin önüne koymalıdır.
Bu gidişat hayra alamet değildir. Zinayı savunan çadırların kurulduğu bu karanlık tünelden çıkışın tek yolu özümüze dönmektir. Unutmayın; "Siz ne haldeyseniz, başınıza öyleleri getirilir." Gelin, geç olmadan kendimizi ve yasalarımızı ıslah edelim.