Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, anjiyoda damarları açık çıksa bile plak tespit edilenleri uyardı. Sarıkaya, plağın kalp-damar hastalığının başlangıcı olduğunu belirterek, riski azaltmak için LDL kolesterolü 55 mg/dL'nin altına düşürmenin, sigarayı bırakmanın, Akdeniz tipi beslenmenin ve düzenli yürüyüşün hayati önem taşıdığını açıkladı.
Doç. Dr. Remzi Sarıkaya'dan Kritik Uyarı: “Damarınızdaki Plak, Kalp Hastalığının Sessiz Başlangıcı Olabilir”
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Bölde Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi ve Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, kalp damar sağlığı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Sarıkaya, özellikle anjiyo sonrasında "Damarlarım açık ama plak var" denilen hastaların paniğe kapılmaması, ancak bu durumu kesinlikle ciddiye alması gerektiğinin altını çizdi.
“Plak, Kalp Damar Hastalığının Başlangıcıdır”
Doç. Dr. Sarıkaya, plağın tanımını yaparak sözlerine başladı: “Damarında plak var denildiğinde, bu durum damarın iç duvarında kolesterol ve iltihap hücrelerinden oluşan bir tabakanın birikmeye başladığı anlamına gelir. Bu, kalp-damar hastalığının başlangıcı olarak kabul edilir ve asla hafife alınmamalıdır.”
Stabil Plak ve Yumuşak Plak Arasındaki Hayati Fark
Sarıkaya, her plağın aynı olmadığını ve yapılarının risk derecesini belirlediğini vurguladı:
“Plağın yapısı çok önemli. Bazı plaklar stabildir, sessiz seyreder ve uzun süre sorun çıkarmayabilir. Ancak bazı plaklar yumuşak yapıdadır; bu tür plaklar yırtılmaya daha yatkındır. Yırtılma olduğunda vücut burayı pıhtı ile tamir etmeye çalışır ve bu pıhtı damarı aniden tıkayabilir. Kalp krizi veya felç genellikle bu şekilde, yani yumuşak plağın yırtılması sonucu ortaya çıkar.”
“Tekrar Anjiyo Olmanın Faydası Yok, Yaşam Tarzı Değişikliği Şart”
Peki, plak tespit edilen bir hasta ne yapmalı? Doç. Dr. Sarıkaya, bu soruya net bir yanıt verdi: “Tekrar tekrar anjiyo olmanın bu noktada bir faydası yok. Çünkü anjiyoda, plaklar damarda anlamlı bir darlık oluşturmadığı sürece müdahale etmiyoruz. Asıl yapmamız gereken, plağın oluşumuna ve ilerlemesine zemin hazırlayan yaşam şeklimizi kökten değiştirmektir.”
Kalp Krizini Önlemek İçin Altın Kurallar
Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, plak oluşumunu durdurmak ve kalp krizi riskini azaltmak için uyulması gereken hayat tarzı değişikliklerini ve tedavi yöntemlerini şöyle sıraladı:
LDL Kolesterolü 55 mg/dL'nin Altına Düşürün: “Kötü kolesterol olarak bilinen LDL'yi 55 mg/dL'nin altına indirmek hedeflenmelidir. Bu, diyet ve doktorun başlattığı kolesterol ilaçları (statinler) ile titizlikle takip edilmelidir.”
Sigara ve Stresi Hayatınızdan Çıkarın: “Sigara, damar sağlığının bir numaralı düşmanıdır. Stres de risk faktörlerinden biridir, kontrol altına alınmalıdır.”
Tansiyon ve Şekeri Kontrol Altında Tutun: “Yüksek tansiyon ve diyabet, damar duvarına zarar vererek plak oluşumunu hızlandırır.”
Akdeniz Tipi Beslenin ve Düzenli Yürüyün: “Sebze, meyve, zeytinyağı, balık ağırlıklı Akdeniz diyeti ve her gün düzenli yapılan 30-45 dakikalık tempolu yürüyüş, damar sağlığı için en etkili ilaçtır.”
İdeal Kilonuzu Koruyun ve İlaçlarınızı Düzenli Kullanın: “Fazla kilo, kalbe yük demektir. Ayrıca doktorun önerdiği kan sulandırıcı ilaçlar (aspirin vb.) düzenli olarak kullanılmalıdır.”
Plaklar Küçültülebilir mi?
Doç. Dr. Sarıkaya, umut verici bir bilgi de paylaştı: "Bu önlemleri ve tedavileri kararlılıkla uyguladığımızda, plağın ilerlemesini durdurabilir, hatta yapısını daha sert ve kararlı (stabil) hale getirerek kalp krizi ve felç riskini ciddi oranda düşürebiliriz. Doğru bir yaşam tarzı ve tedavi ile plağı küçültmek de mümkün olabilir."
Kaynak: Van Postası Gazetesi