ABD'nin 18 istihbarat kurumu, İran rejiminin kapsamlı bir askeri saldırıya rağmen devrilmeyeceğini öngören ortak rapor yayımladı. Raporda, Trump'ın rejim değişikliği beklentileri sorgulanıyor ve İran'ın kurumsal direnç kapasitesi vurgulanıyor.
ABD'nin 18 istihbarat kurumunun ortak analizi, İran'a yönelik kapsamlı bir askeri operasyonun bile ülkedeki köklü dini ve askeri yapıyı devirmeye yetmeyeceğini öngörüyor. Rapor, Başkan Trump'ın "rejim değişikliği" beklentilerine istihbarat engeli koyuyor.
Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlı 18 istihbarat kurumunun ortaklaşa hazırladığı son analiz raporu, İran'daki siyasi ve askeri yapının sanılandan çok daha dirençli olduğunu ortaya koydu. *Washington Post* tarafından da doğrulanan rapora göre, düzenlenebilecek en kapsamlı askeri saldırılar dahi Tahran yönetimini iktidardan düşürmek için yeterli olmayacak.
Rapor, İran'ın köklü dini kurumları ile Devrim Muhafızları (IRGC) gibi yapıların oluşturduğu sistemin, büyük bir dış baskı altında bile ayakta kalma kapasitesine sahip olduğunu vurguluyor. Bu tespit, ABD yönetiminin bölgeye yönelik politikalarını yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir.
İstihbarat Raporu Trump'ın "Rejim Çökecek" Beklentisini Yerle Bir Etti
Başkan Donald Trump ve ekibinin, İran'daki mevcut liderlik yapısını değiştirme ve yerine daha uyumlu bir yönetim getirme planları, istihbarat dünyasının gerçekçi analizleriyle karşı karşıya. 28 Şubat'ta başlayan gerilim ortamından kısa bir süre önce tamamlanan rapor, olağanüstü durumlara karşı İran sisteminin sahip olduğu protokolleri işaret ediyor.
Rapora göre, dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in öldürülmesi gibi en kritik senaryolarda dahi, ülkedeki kurumsal mekanizmalar devreye girerek yönetim boşluğunu önleyecek ve sistemin sürekliliğini sağlayacak. İran'daki parçalı muhalefet yapısının ise iktidarı ele geçirme ihtimali "muhtemel olmayan" bir senaryo olarak değerlendiriliyor.
Hamaney Sonrası Liderlik ve İran'ın Direnç Mekanizmaları
Tahran'da, olası bir liderlik değişimine hazırlık süreci zaten işliyor. Dini liderin yerine geçecek ismi belirleme yetkisine sahip olan Uzmanlar Meclisi'nin gündeminde, Hamaney'in oğlu Mücteba Hamaney'in adı öne çıkıyor. Ancak istihbarat raporları, bu adaylığın sadece Devrim Muhafızları desteğiyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda Ali Laricani gibi diğer güçlü siyasi figürlerin de sürece dahil olduğunu gösteriyor.
Daha da önemlisi, rapor İran'daki dini kurumlar ile Devrim Muhafızları'nın, rejimin devamlılığını garanti altına alan katı protokollere sahip olduğunu vurguluyor. Bu protokoller, dışarıdan gelecek her türlü şoka karşı sistemin kendini yeniden üretmesine ve iktidarı korumasına olanak tanıyor.
Askeri Yıkım Siyasi Çöküş Getirir mi? Uzmanlar Şüpheli
Beyaz Saray, olası bir askeri operasyonun hedeflerini İran'ın balistik füze kapasitesi, donanması ve nükleer altyapısını etkisiz hale getirmek olarak açıklıyor. Ancak uzmanlar, askeri bir yıkımın otomatik olarak siyasi bir çöküş anlamına gelmeyeceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Brookings Enstitüsü'nden Suzanne Maloney, Ulusal İstihbarat Konseyi (NIC) raporunun, İran sisteminin derin kurumsal köklere dayandığını ve ülke içinde bu otoriteye meydan okuyabilecek organize bir alternatif gücün bulunmadığını ortaya koyduğunu ifade ediyor. Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü'nden analist Holly Dagres ise, İran rejiminin ideolojik kimliğinin "Amerikan emperyalizmine direnmek" üzerine inşa edildiğini, bu nedenle ABD'ye boyun eğmenin rejimin varoluşsal kimliğiyle tamamen çelişeceğini belirtiyor.